image1

Gerçek Anlamda Nedir bu BDSM dedikleri..?

Kimileri bir oyun, kimileri bir fantezi, kimileri ise tehlikeli bir davranış yada sapkınlık olarak görse de BDSM kendi has bir düşünce sistemi ve kuralları olan felsefik bir akımdır. Nasıl ki uzak doğuda yüz yıllardır cinsellikte ruh ve enerji üzerine kurulu tantra, tao gibi geleneksel akımlar varsa BDSM de daha çok Avrupa kökenli bir cinsel yaşam felsefesi olarak karşımıza çıkmaktadır.Önünüzde bir deniz var. Yüzmek istiyorsunuz ama yüzme bilmiyorsunuz. Öğrenmeye nerde başlarsınız ? Yeni ilgilenmeye başlayanlar için BDSM'in ne olduğunu anlamak, sürekli gelen verilerle yön değiştiren, hem karışık, hem sancılı hem de manipülasyona açık bir süreçtir. Bunun en yaygın sebebi, herkesin BDSM'i kendi hayat şartlarından kaynaklanan anlayışa göre algılıyor, uyguluyor ve anlatıyor olmasıdır. Yani BDSM deyince herkes neden bahsedildiğini anlasa da aslında kimse aynı şeyden bahsetmez. Bu durumu tasvir eden güzel fakat tam anlamıyla doğru olmayan bir söz şöyle der: "Dünyada BDSM uygulayan kaç kişi varsa o kadar BDSM tanımı vardır."

İyi haber şu ki, farklı anlayışların BDSM'in tanımına etkileri rekabetçi değil kollektiftir. Yani farklı anlayışlar BDSM'in ortak tanımını birbirlerini dışlayarak değil, birbirlerine eklenerek yaparlar. Bunun detayına ilerleyen paragraflarda ineceğim. BDSM algısıyla ilgili esas sorun, bu "derleme"nin yapısal tersliğinden kaynaklanır. Genellikle BDSM evrensel önermeleri olan bir felsefenin "yazılmış kitabı" gibi konumlanır. Oysa BDSM bir kitap değil farklı kitapları taşıyan bir kitap rafıdır. Çünkü BDSM doğup, dallanıp budaklanmış bir fikir değil, var olan dal ve budağı bir arada tutmak için sonradan inşa edilmiş bir "konteyner"dir. Bu yüzden "Yazar burada ne demek istemiş?" minvalinde sorular, BDSM'in sırrını çözecek tutarlı ve anlamlı cevaplara götüremezler. Bunun yerine "Bu raftaki kitapların ortak noktaları nelerdir?" sorusunu sorarak müşterek pratiğe dayalı bir BDSM tanımına ulaşmak mümkün olabilir.

Azıcık araştırma yapmış olan herkes bu kısaltmanın Bondage/Discipline -Domination/Submission - Sadism/Masochism setlerinin bir birleşimi olduğunu bilir. Öncelikle anlaşılması gereken bazı konuların selameti için bu yazıda detaylı tanımına inmeyecek olduğum bu kavram ve uygulamalar, ortak paydaları olan bir takım haz alma yöntemlerinden başka bir şey değildirler. Bu başlıkların hiçbiri cinsellikle doğrudan bağlantılı görünmese de, çoğu zaman cinsel uyarımı tetikledikleri ve cinsellik/çıplaklıkla ifade buldukları için herbirini birer fetiş olarak nitelemek yanlış olmaz. Türkiye'deki yerleşik algıda BDSM ve fetişin karşı karşıya rakip gibi konumlanıp neredeyse zıt anlamlıymış gibi ayrıştırıldığına rastlasak da bileşenlerinin tümü temelinde birer fetiş olan bir derlemeyi bir fetişler bütününden başka birşey olarak nitelemek mümkün değildir. BDSM pratiğinin kölelik, acı çektirmek, hükmetmek, adanmak gibi güçlü, dramatik ve psikolojik özelliklerinden dolayı bazı uygulayıcıların BDSM'i fetişe dayalı derme-çatma menşeyinden ayırıp hayatın her alanına nüfuz eden, felsefi, bütünsel, spiritüel ve hatta kutsal bir yaşam biçimi şeklinde anlamlandırdığına sıklıkla şahit oluruz. Bu anlamlandırma BDSM'in meşru ve yaygın uygulanış/algılanış şekillerinden sadece biridir. Meşru olmayan şey ise bu ve ya herhangi başka bir subjektif anlayışın BDSM'in tek "gerçek" tanımı olduğu dayatmasıdır. Bu yüzden BDSM'in ne olduğunu anlamanın ve BDSM'i anlamlandırmanın iki farklı süreç olduğunu görerek yola çıkmak sağlıklı bir başlangıç olur. BDSM, ona yüklediğimiz anlamların özü değil, sadece vesilesidir.Her ne kadar BDSM bir fetişler bütünüyse de, bir bütün olarak varolmak zorunda değildir. İçerdiği uygulamalar ayrı ayrı tercih edildikleri gibi içiçe geçebilirler ya da birbirlerine vesile olabilirler. Örneğin kendini dominant olarak tanımlayan biri bunu "bondage" ve "sadism"i kullanarak gerçekleştiriyor olabilir. Ya da bir mazohist, arada teslimiyet bağı olmadan sadece birilerinin kendisine acı vermesini isteyebilir. Ve ya Dominant/submissive bir çift vurmadan, kırmadan, bağlamadan da ilişkisini bir güç teslimi çerçevesinde sürdürebilir. Bu tercihler, az önce sözü geçen anlamlandırmalar sonucunda ortaya çıkarlar ve hiç bir tercih, bir otoritenin "doğru" ya da "yanlış" şeklindeki değerlendirmesine tabi değildir. Böyle bir otorite ya da standart zaten yoktur.

BDSM, dogmatik bir tasarının aksine, "kullanıcıları" tarafından yaratılmış demokratik bir içeriktir. Yani pratik anlamda BDSM, bu çatı altında tutarlı ve yaygın olarak uygulamasına rastladığımız herşeydir. Bu uygulamaların her örnekte gözlemlenebilir, tutarlı ortak özelliklerini (raftaki kitapların ortak noktaları) tespit ederek BDSM'in pratiğe dayalı tanımını yapmayı deneyebilir, ve bunu yaparken neyin objektif, neyin kişisel ve tercihe dayalı olduğunu net bir şekilde görmeye başlayabiliriz. Örneğin karşılıklı rıza tüm uygulamalarda görülebilirken bir iradeye itaat etmek her zaman söz konusu değildir. Yani rıza BDSM'in objektif bir özelliği iken teslimiyet tercihe bağlı olarak karşımıza çıkar. Ya da her uygulamada bir çeşit ihlal (İhlal mi? hmm...) görsek de acı almak/vermek her oyunun parçası değildir... (Oyun mu? Ne oyunu?) Bu ayrıştırma sonunda bizi BDSM'in tercih katılmamış, subjektif olarak anlamlandırılmamış, nesnel ve sığ tanımına götürecek ortak özellikler kabaca şöyle sıralanabilir: Rıza, bilinç, zaman ve mekan ile izole edilmiş güvenli ve "hukuki" bir alanda... Kişilerin sadece bu alanda geçerliliği olan belirli roller üstlendiği... Toplumsal normlara uymayan... Mental/fiziksel ihlale ve/ve ya bunun gerektirdiği güç/yetki teslimine dayanan... Çoğunlukla cinsellikle ile ifade bulan... Haz ve mutluluk odaklı uygulamalar. Biri yine ihlal mi dedi? Bu maddeler arasında hepsinden belirleyici olanı kuşkusuz ki ihlaldir çünkü BDSM'in muhteviyatını birarada tutan etken madde ihlalden başka birşey değildir. Kısaltmadaki tüm kelimeler bir ihlalin ve ya o ihlalin öznesinin ya da nesnesinin tarifidir. Ayrıca yukarıda sıralanmış olan ortak noktaların da altında yatan sebep ihlal faktörüdür. Örneğin ihlal, karşılıklı rızanın ve bilincin gerekli olmasının tek sebebidir. Çünkü BDSM çatısı altında bir ihlal sadece rıza sayesinde "tecavüz" olmaktan çıkar ve sadece bilinç sayesinde kontrol/rıza dışı ihlaller engellenebilir. BDSM ilişkilerinin toplum normlarıyla ters düşmesinin de yegane sebebi fiziksel, mental, hukuki (hakla ilgili) ihlaller içermeleridir. Ve tabi ki rollerin ve izole edilmiş bir "sahne"nin olması gerekliliğinin altında yatan sebep te ihlaldir. Çünkü bu ihlal hakkını, hayatın can güvenliğine ve özlük haklarına dayanan hukuki akışında, sonu ve kuralları belirlenmemiş bir şekilde kullanamak/kullandıramak mümkün değildir. Bu yüzden ihlal, ancak sınırları belirlenmiş oyun alanları içinde "meşru" olabilir. BDSM uygulamalarına "oyun" denmesinin sebebi kulağa hoş gelmesi ya da illa bir eğlence ifade etmesi değildir. Aynı oyunlar gibi BDSM uygulamaları da, süreçleri boyunca normalden farklı davranış ve etkileşim şekillerini meşru kılan ve katılımcılarının bu zarfta uyma sözü verdiği kurallara dayanırlar. Ve aynı oyunlar gibi, hepsinin başları ve sonları vardır. 7/24 diye tanımlanan ilişki türlerinde bu oyun halinin zamandan ve mekandan bağımsız olarak sürmesi; kuralların ilişki boyunca her zaman, her yerde geçerli olması kararlaştırılmış olabilir. Bu durumda bile kurallar sadece "oyuncuları" bağlar ve dış dünya ile ilişkilerini düzenlemez... düzenleyemez. Dolayısıyla yaşanan halen bir oyun; yaşayanlar da halen birer oyuncudur. Ve BDSM'le ilgili en "ayrıntı gibi görünen" ama belki de en çok üstünde durulması gereken nokta, bu uygulamalar bütününün ve içerdiği ihlallerin bir şiddet aracı değil bir haz ve mutluluk yöntemi olduğudur. İhlalin öznesi ve nesnesi arasındaki anlaşmazlıkların, önyargıların, nefret ve intikam ilişkilerinin ifade ve eylem mecraı olarak kullanılan alan BDSM alanı olmaktan çıkar. Örneğin cinsiyet üstünlüğü fikrine ya da karşı cinse duyulan nefrete dayanan rol konumlamaları yapmak, rıza gösterilmemiş ihlalleri bu tür konumlamalarla meşrulaştırmak, oyun dışı itibarsızlaştırmalar yapmak ve bunun gibi rızai alanın dışına taşan tüm davranışlar karşılıklı mutluluk ilkesi ile örtüşmez ve BDSM niteliğini yitirerek hakarete, tacize ya da tecavüze dönüşür. Her oyunda olduğu gibi BDSM'de de tüm katılımcılar oyunun eşit değerdeki ortaklarıdır ve hepsi yaşadıklarını kendi iradeleriyle yaşarlar. Tüm bu ihlalle ilgili mutlak paydaların yanında o kadar mutlak olmayan cinsellik faktörü için de bir parantez açmakta fayda var. Tüm BDSM uygulamalarının illa ki cinsellik içermediği bir gerçektir. Herhangi bir uygulamanın cinsellik içermediği için BDSM'den sayılmaması söz konusu olamaz. Ancak cinsellik içermeyen ve ya tetiklemeyen uygulamalar yerleşik bir yöntem anlayışı ortaya koyacak kadar tutarlı bir varlık göstermezler. Her uygulayıcının bir noktada şu ve ya bu sebeple cinselliği pratiğinin parçası haline getirdiğini ve internetle hızlanan bilgi akışı sayesinde temas ettiğimiz uçsuz bucaksız örneklerin içeriklerini de hesaba katarsak; BDSM'in, kütüphanenin "cinsel kitaplar" reyonundaki bir raf olduğunu söylemek yanlış bir genelleme olmayacaktır. Tüm bu önermelerin ışığında BDSM'i kısaca "Eşit haklara sahip bilinçli katılımcıların rızasıyla; üzerinde anlaşılmış zaman ve mekanlarda; toplum normlarına dayanan kişisel sınırların farklı yöntemlerle, haz ve mutluluk amaçlı ihlal edildiği; çoğunlukla cinsel yönelimli uygulamar" şeklinde özetlemek mümkündür. Bu özet BDSM'i, ona yaygın olarak yakıştırılan ulvi atıflardan koparır ve onu bir ihlal fetişleri derlemesine indirger. Üzerinde sonsuz spekülasyonlar dönen bir terim için kulağa biraz sığ gibi gelse de, bir konteyner-kavram olarak BDSM'in çıplak ve pratik tanımı gerçekten de bundan başka birşey değildir. Bu sığ tanım, üstüne inşa edilecek olan soyut anlamlandırmalara somut bir temel ve bir referans noktası oluşturur. Bu anlamlandırmalarla kişiselleşen BDSM, tercihlerin, tutkuların, birikimlerin hüküm sürdüğü oldukça renkli ve engebeli bir alandır. Suyun derinleşmeye, gidilecek yönlerin çeşitlenmeye başladığı nokta burasıdır. Yüzmeyi sığ sularda öğrenmezseniz derinlerde akıntıya kapılabilir, su yutabilir, boğulma riski yaşayabilir, ve kurtarıldıktan sonra yüzmekten soğuyabilirsiniz. ================================================================================ Not : Yazıyla ilgili aldığım geri bildirimlerin ışığında cinsellikle ilgili muhtemel yanlış anlamaların önüne geçmek istiyorum. Cinsellik illa "seks" demek değildir. Çıplaklık zaten tek başına bir cinsellik iması taşıdığı gibi çıplaklık ve seks olmadan da yaşanan tecrübenin cinsel içerikli olması gayet mümkündür. Günün sonunda BDSM çerçevesinde yaşananlar - işin içinde seks olsun olmasın - çok büyük çoğunlukla cinsel tahriği tetikleyen tecrübelerdir ve bu genellemeden yola çıkarak BDSM'i tanımlarken "cinsel" belirtecini kullanmakta bir yanlışlık görmüyorum. Cinselliği seksten öte bir tecrübe olarak görmenin bu konudaki yanlış anlamayı gidereceğini umuyorum. BDSM'i cinsellikten tamamen ayıran uygulayıcıların bile sık sık düz ya da dolaylı (fetişik) tensel cinselliği kendini ifade etme şekli olarak seçmelerinin bu tezi desteklediği görüşündeyim.